Doğal besin destekleri olarak nitelendirdiğimiz ürünler gün geçtikçe yaygınlaşıyor. Bunu söylerken hem faydaları keşfedilen ve pazara sunulan ürünlerin çeşidinin artmasını hem de tedarik edilebileceği yerlerin sayıca artmasını kastediyorum. Önceleri yalnızca birkaç eczane ve doğal ürünler satan mağazalardan temin edebileceğiniz ürünler şimdilerde her eczanede hatta market raflarında sıra sıra boy gösteriyor. Bunun doğal sonucu olarak da bu ürünlerin yararları ile ilgili bilgiler de birçok kaynaktan ve birçok yöntem kullanılarak bizlere ulaştırılmaya çalışılıyor. İşte bu ürün ve bilgi kalabalığı içinde yalnızca yararı bilimsel olarak kanıtlanmış olan bazı ürünlere konunun uzmanlarının görüşüyle birlikte bu sayfada yer vermeye, aynı zamanda ürün nerede satılırsa satılsın sürekli kullanımı için bir hekime danışılmasının gereğine dikkat çekmeye çalışıyorum.
Asya ülkelerinde yüksek oranda tüketilmekte olan soya ve soyalı ürünler son yıllarda ülkemizde de yaygınlaştı. Soya fasulyesi, soya filizi, soya eti derken şimdi soya sütleri de çeşitli aromalarla market raflarındaki yerini aldı. İçerdiği “isoflavin” maddesinin pek çok yararı kanıtlanmış olan soyanın özellikle menapoz sonrası bazı şikayetlerin Asya’lı kadınlarda bulunmamasının da nedeni olduğu bilinmekte.
İstanbul Süleymaniye Doğum ve Kadın Hastalıkları Eğitim ve Araştıma Hastanesi’nden Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı, Op. Dr. Mehmet Aygün isoflavinlerin etkileri ve kullanım alanlarıyla ilgili olarak: “Soya türü bitkilerde zengin olarak bulunan isoflavinler östrojen benzeri etki yapan moleküller olup fitoöstrojen olarak da adlandırılırlar. Menopoz döneminde düzenli isoflavin kullanımının sıcak basması şikayetini %40 oranında azaltabildiği ve menopozla beraber gelen hızlı yaşlanmayı antioksidan etkisi ile büyük oranda engellediği düşünülmektedir.Kemik erimesi(osteoporoz) ilerleyen yaşla artan ve özellikle menopozla hızlanan bir problem olup, isoflavinler kemik mineral yoğunluğunu arttırarak osteoporozu engellemektedirler. Ayrıca antioksidan etkileri sayesinde LDL kolesterolu(kötü kolesterol) düşürürken HDL kolesterolu(iyi kolesterol) arttırır ve bu sayede aterosklerotik (damar tıkanıklığı) kalp hastalıklarına karşı koruyucudurlar. Östrojen benzeri moleküller olmalarına rağmen, östrojen hormonuna bağlı olarak gelişen kanserlerin gelişme riskini azaltırlar ki bunlar; meme kanseri, rahim kanseri ve erkeklerde prostat kanserleridir. Özellikle menopoz döneminde olup hormon tedavisi almaktan çekinen veya hormon tedavisi sakıncalı olan kadınlar doktor kontrolu sonrasında fitoöstrojen ürünleri kullanarak menopozun ve yaşlanmanın olumsuz etkilerinden kendileri koruyabilirler.” diyor.
Doğal bir ürün bile olsa yüksek oranda, uzun süre kullanılan ayrıca hamilelikte ve çocukluk çağında kullanılan maddelerin zararlı etkiler oluşturabileceğini akılda bulundurmak gerekiyor elbette.