TEDİRGİN BEKLEYİŞTEN YÖNETİLEBİLİR YAŞAM SÜRECİNE : MENOPOZ

Haziran ayı başlarında 7. Avrupa Menopoz Kongresi İstanbul’da düzenlendi. Bu hem Türkiye’de gerçekleştirilen ilk uluslar arası menopoz kongresi olması bakımından, hem de kadın ve erkek cinsiyetlerinin farklılıklarının aynı yaş dönemi içerisinde birlikte ele alındığı ilk kongre olması bakımından önem taşıyordu.

Menopoz, bir kadının yaşamında gördüğü son adete verilen isim olmakla birlikte, yaygın olarak menopoz sonrası (post-menopoz) dönemi kastetmek için kullanılmaktadır. Ortalama olarak 45 yaşlarında menopoza giren kadınlarda yumurtlama fonksiyonu sona ermekte; östojen ve progesteron hormonları azalmaya başlamakta ve bunun sonucunda başlangıçta sıcak basması, terleme, uykusuzluk, sinirlilik, kilo alma, cinsel isteksizlik, cildin yağlanması ve incelmesi gibi kişinin alıştığı yaşam kalitesini bozan şikayetler ortaya çıkmakta; ilerleyen yaşlarda ise bu hormonlardaki azalma, osteoporoz (kemik erimesi), kalp-damar hastalıkları ve Alzheimer hastalığı için zemin oluşturmaktadır.

Günümüzde sözünü ettiğm şikayet ve hastalıklardan korunmak icin uygulanmakta olan en geçerli yöntem Hormon Yerine Koyma Tedavisi (HRT) dir. Böyle bir durumda menopoz sonrası azalan hormon düzeyi dışarıdan verilen hormonlar ile tamamlanmakta ve şikayetlerin önüne geçilmesinin yanısıra osteoporoz, kalp-damar hastalıkları ve Alzheimer’dan belirli ölçüde bir korunma sağlanabilmektedir.

Geçmişte hormon tedavisinin bazı kanser türlerinin örneğin meme kanserinin gelişmesine neden olduğu savunulmaktaydı. Bu konuda görüştüğüm Kongre Başkanı ve Türkiye Menopoz ve Osteoporoz Derneği Başkanı, Prof. Dr. Erdoğan Ertüngealp son yıllarda dünya genelinde yapılan araştırmaların sonuçlarının hormon tedavisi almayan kadınlar ile hormon tedavisi uygulaması yapılan kadınlar arasında kanser görülme sıklığı bakımından bir fark bulunmadığını kanıtladığını vurgularken, “ Hormon tedavisi uygulamasında önemli olan tedavinin hemen menopozla birlikte uygulanmaya başlamasıdır. Özellikle kalp-damar hastalıkları ve Alzheimer’a karşı koruyucu bir etki sağlanabilmesi için bu en önemli unsurdur. Damar içerisindeki bozulmalar, yada kemik erimesi süreci bir kere başladıktan sonra bunu hormon tedavisiyle geriye işletmek çok zordur. Kadınlar hormon tedavisinden değil, geç kalmaktan korkmalıdır.” diyor.

Bu sayfada sürekli olarak yer verdiğim anti-aging uygulamaları içerisinde de menopoz sonrası dönemde uygulanan hormon tedavisi önemli bir yer tutmakta. Gelecekte ise, tıp bilimindeki gelişmeye, özellikle kök hücre çalışmalarının sonuçlarına paralel olarak kadınlarda yaşlanma ile oluşan fonksiyonların hatta doğurganlığın kaybının önlenebileceğini öngörmek hayal sayılmamalı.