REFLÜ : BASİT BİR ŞİKAYET Mİ YOKSA HASTALIK MI?

Günlük yaşantımızda giderek daha sık adını duymaya başladığımız bir kelime oldu “reflü” . Acaba zaman ve çevresel koşullar ya da beslenme alışkanlıklarındaki değişiklik mi daha sık duyulur yaptı onu yoksa modern tıbbın ve tanı yöntemlerinin gelişmesi mi?

Bu konuyu konuştuğum İstanbul Amerikan Hastanesi Gastroenteroloji Uzmanlarından Dr. Kasım Kazbay bu soruyu “Reflü çok sıklıkla rastlanan bir hastalık olup toplumun büyük bir kısmını zaman zaman, yaklaşık % 20 lik bir kısmını da kronik olarak rahatsız eden bir durumdur.” diye yanıtlıyor.

Dr. Kazbay, 1993 yılında Amerika Birleşik Devletleri’nde Mikrobiyoloji ve İmmunoloji dalında doktora derecesini aldıktan sonra yine ABD’de 1996’da İç Hastalıkları, 1999’da da Gastroenteroloji ihtisaslarını tamamlamış. 1999 – 2006 arasında ABD’ de pek çok merkezde Gastroenteroloji ve Hepatoloji uzmanı olarak görev yapmış. İşte Dr. Kasım Kazbay’ın reflü konusunda verdiği bilgiler:

“Hastalıkta sorun mide ile yemek borusu arasındaki kapakçığın görevini yerine getiremeyerek genellikle asidik olan mide içeriğinin yukarı kaçmasıdır. Bunun sonucunda da yemek borusunda yanma, ağrı; ağza ekşi tat ve yiyeceklerin gelmesi, ses kısıklığına yol açabilir. Mide içeriğinin solunum yollarına kaçması ile kronik öksürük, astım gibi solunum sistemi sorunlarına da yol açabilir.

Kapakçığın bu yetersizliğine mide fıtığı sebep olabileceği gibi, çoğu zaman bir sebebi de yoktur. Ancak bazı ilaçlar, kafein, sigara, obesite, çeşitli gıdalar, hamilelik durumu daha da ciddileştirir.

Tanı yöntemleri olarak yemek borusu asiditesinin ölçülmesi, yada endoskopik olarak fıtığın yada oluşmuş hasarın değerlendirilmesi yardımcı olabilir. Ancak en önemlisi hastanın hikayesini dinlemektir. Tedavi edilmeyen durumlarda yemek borusunda hafif kızarıklıktan ülsere, yara dokusu ile daralmalara giden sorunlara yol açabilir. Çok sık olmasa da Barrett esofagusu denen kanser öncesi bir duruma ve sonuçta kansere yol açabilir.

Tedavi genellikle mideden asit salgısını engelleyen ilaçlarla yapılır. Kilo kaybı, reflüyü arttıran yemek ve sigaradan kaçınılması, kilo verme önerilir. Uyurken yatağın başucunu kaldırmak gece reflülerinde yardımcı olur, yada en azından gece yatarken en az iki saat öncesinden yemek yenmemelidir. Endoskopik cerrahi girişimler, örneğin alt kapağa dikiş atılması, bölgenin ses dalgaları ile yakılması, injeksiyon tedavisi uygulanmaktadır, ancak başarı oranı henüz istenen seviyede değildir ve bu yüzden rutin tedaviye girmemiştir. Cerrahi tedavi ise başarılı olmakla beraber pek çok kişi ilaçların etkili olduğu bu durumda cerrahi bir işlemi öncelikli olarak düşünmemektedir.”