GÜNEŞİN ZARARLI ETKİLERİYLE YIL BOYU MÜCADELE

Eskiden güneşlenmeyi sağlık kaynağı olarak düşünürdük. Ancak modern araştırmaların verdiği bilgiler, güneş ışınlarına fazla maruz kalındığında fayda yerine zarar verdiğini ortaya çıkardı. Çünkü güneş ışını deriye girdiğinde deri hücrelerinde gözle görünen yada görünmeyen kalıcı hasarlara yol açıyor. Bu hasarların bir bölümü vücut tarafından onarılabilirken, bir kısmı onarılamayarak kalıcı oluyor. İşte yaşlanma, kırışıklıklar, cilt lekeleri ve cilt kanseri gelişimi de burada başlıyor. Bugün bilimin bizi getirdiği noktada, güneş koruma faktörlü bir ajanın yalnızca kimyasal ve fiziksel koruyuculuk yaptığını, güneşin kalıcı ve olumsuz etkilerini ise tamir edemediğini de biliyoruz. Güneşin yaşlandırıcı ve hatta cilt kanserine zemin hazırlayıcı zararlarını ise (foto-hasarlanma) DNA onarımı yapan ürünlerin giderdiğini ve deri hücrelerindeki kalıcı DNA hasarını tamir ettiğini de. İşte bu yüzden yalnızca yaz aylarında değil yıl boyunca da hem güneşin zararlı etkilerinden korunmayı sürdürmeli hem de yaz aylarında meydana gelen zararın tamirine çalışmalıyız.

Günümüzde kullanımı giderek yaygınlaşmakta olan, "DNA tamir" özelliği olan ürünlerle ilgili olarak OKSANTE, Farmasötik Ürünler Direktörü, Dr. Yaman Er'in söylediklerine burada yer vermek istiyorum. Dr. Er: "Bu ürünler aslında yeni değil, örneğin 2000 yıldır Peru'da Amazon Ormanları'nda Şaman doktorlar tarafından yaşlıların, eklem ve kanser hastalarının tedavisinde kullanılan Uncaria tomentosa özü, içindeki karboksi alkil esterlerin bugün modern tıpta kabul görmüş etkilerinden yararlanmak üzere alkaloidlerden arındırılarak, Amerika'da AC-11 adıyla patent almış bulunuyor. Şimdiden cilt ve kanser konusunda duyarlı olan Japonya'da 15'den fazla cilt bakım kreminin formülüne girdi." diyor.

Dr. Yaman Er bu konuda yapılmış ve yapılmakta olan çalışmaları da "Columbia Üniversitesi Dermatoloji Bölümü Öğretim Üyesi Dr.Noah Scheinfeld'in belirttiğine göre "Bu bitki özünün Peru'daki yerlilerin yaşlıları ve savaşçıları iyileştirmek için kullanımı incelendiğinde, DNA hasarlarını onarıcı etkisi ayrıca, güneş ışınlarının DNA'larımız üzerinde yol açtığı zararlı ve kalıcı hasarların tamirine yardımcı olabildiği görülmüştür" denmektedir. Dermatology Times dergisinde yayınlanan: "Botanik ekstre, Ultra Viyole zararlarına karşı koruyor" başlıklı yazısında, bu konudaki çalışmalardan bir derleme yayınlayan Columbia Üniversitesi Dermatoloji Bölümü Öğretim Üyesi Dr. Scheinfeld, alkaloidlerden arındırılmış saf karboksi alkil ester içeren AC-11 gibi kedi pençesi ekstrelerinin, DNA onarımını artırma, anti-inflamatuvar etki gibi biyolojik aktiviteler gösterdiğini belirtmektedir. Bu iki biyolojik aktivitenin de güneş ışınlarının cilt üzerindeki zararlı etkilerini düzeltici yaklaşımlar için iki önemli hedef mekanizma olduğunu belirtmektedir. Bu bilgiler ışığında, güneşin zararlı ve kalıcı etkilerinden korunmak için, karboksi alkil ester içeren bu bitki özünün cilt bakım ürünlerinde yer alması ile güneşten geçici olarak korunmaya yarayan koruma faktörlerinden farklı olarak, aynı zamanda onarıcı bir etki de sağlayan müthiş bir adım atılmış olacaktır. Karboksi alkil ester içeren bu bitki özünün anti-tümör etkileri üzerinde de ayrıca çalışılmaktadır diyen Dr.Scheinfeld, gelecekte kseroderma pigmentosa tedavisinde kullanımı ve fare modellerinde aktinik keratoz ve skuamöz hücreli kanserden koruyuculuğu da araştırılmalıdır demektedir." diye aktarmaktadır.

Anlaşılıyor ki, güneş ışınlarının zararlı etkilerinden daha iyi korunmak mümkün olduğu gibi, oluşmuş zararlı etkileri tamir etmek te mümkün ve önemli. Bu durumda da mücadeleyi yalnızca yaz aylarıyla sınırlı tutmamak gerekiyor tabii ki.

OKSANTE Anasayfa'ya dön >


Oksante A.Ş. Diagnostik ve Klinik Hizmetler Direktörü Dr. Hakkı Kumuşoğlu'nun basında çıkan yazıları:
Hülya Dergisi - De Novo Köşesi
- GÜNEŞİN ZARARLI ETKİLERİYLE YIL BOYU MÜCADELE - Eylül 2008
- AC-11 CİLT YAŞLANMASINA KARŞI - Nisan 2008
- GÜNEŞ IŞINLARI VE YAŞLANMA - Mart 2008
- OKSİDATİF STRES - Şubat 2008
- İNSÜLİN DİRENCİ VE ÜREME SAĞLIĞI - Ocak 2008
- MEDİKAL ESTETİKTE IŞINLAR – Şubat 2007
- MEDİKAL ESTETİKTE GÜVENİLİR ENERJİ KAYNAĞI: RADYO FREKANSI – Ocak 2007
- KRONOBİYOLOJİ – Aralık 2006
- AVRUPA ANTİ – AGİNG KONGRESİ ve MOZART’IN 250. DOĞUM GÜNÜ – Kasım 2006
- REFLÜ : BASİT BİR ŞİKAYET Mİ YOKSA HASTALIK MI? – Ekim 2006
- TEDİRGİN BEKLEYİŞTEN YÖNETİLEBİLİR YAŞAM SÜRECİNE : MENOPOZ – Temmuz 2006
- DÜNYADAN ANTI - AGING TARTIŞMALARI – Mayıs 2006
- DİŞLERİNİZE “ANTI-AGING” – Nisan 2006
- MENOPOZ VE SOYA – Ocak 2006
- TÜRKİYE’NİN İLK Anti – Aging KONGRESİ – Aralık 2005
- KARŞI YAŞLANMA VE UZUN ÖMÜR – Kasım 2005
- SAĞLIKLI YAŞAM VE GENETİK – Ekim 2005
- KORUYUCU HEKİMLİK’TEN KORUYUCU GENETİK’E DEĞİŞEN KAVRAMLAR – Eylül 2005
- YAYGIN GECE RAHATSIZLIĞI : HORLAMA – Mayıs 2005
- OSTEOPOROZ VE GENETİK YATKINLIK – Şubat 2005
- STATİNLERİN ARTAN ÖNEMİ – Eylül 2004
- SAĞLIKLI TATİLLER – Haziran 2004
- KORUYUCU HEKİMLİK VE FARMAKOGENETİK – Mayıs 2004
- GENETİK PROFİLİNİZ VE SİZE ÖZEL İLAÇ TEDAVİSİ – Nisan 2004
- GÜZELLİK VE ESTETİK AMAÇLI UYGULAMALARDA AB STANDARTLARI – Eylül 2003
- KÖK HÜCRELER : UMUDUN YENİ ADRESİ Mİ ? – Haziran 2003
- RAHİM AĞZI KANSERİ VE HPV ENFEKSİYONU : VİRÜSLER HER TAŞIN ALTINDA – Eylül 2002
- KOZMETİK DERMATOLOJİ’DEN ANTI-AGING’E TIPTA YENİ AÇILIMLAR – Ağustos 2002

Hülya Dergisi, Milenyum ve Biyoteknoloji Köşesi
- ÇAĞIN BİLİMİ ÇAĞIN VEBASINA KARŞI – Haziran 2002
- MEME KANSERİ : RİSKİN BİLİNMESİ VE ERKEN TANI – Temmuz 2002
- MEME KANSERİ : GENETİK FAKTÖRLER – Ağustos 2002
- MEME KANSERİ : TEDAVİ VE GENETİK ANALİZLER – Eylül 2002
- TEKRARLAYAN DÜŞÜKLER VE GENETİK FAKTÖRLER – Ekim 2002
- KISIRLIKTA ERKEK FAKTÖRÜ VE GENETİK ANALİZLER – Kasım 2002
- KAN HASTALIKLARI VE GENETİK ANALİZLER – Ocak 2003
- KALP – DAMAR HASTALIKLARI VE GENETİK ANALİZLER – Nisan 2003