OSTEOPOROZ VE GENETİK YATKINLIK

Osteoporoz, artık hepinizin bildiği bir kelime. Ya kendinizde ya da çevrenizde osteoporoz tanısı almış, en azından birtakım şikayetlerinin osteoporoz nedeniyle olduğu söylenmiş kişiler vardır. Tedavi görenler de elbette. Oldukça sık olarak ta bu konuyla ilgili haberler ve uzman görüşlerine yer verilmekte hem yazılı hem görsel medyada. Bu kadar yaygın bir sorun olduğu için doğal ve gerekli bulduğumuz bu duyarlılık elbette araştırmacıların da ilgisini bu konuya yoğunlaştırıyor. Özellikle genetik alanındaki araştırmaların sonuçları geleceğin korunma ve tedavi yöntemlerinin ipuçlarını şimdiden veriyor.

Önce kısaca osteoporozu hatırlamakta yarar var. Osteoporoz, kemik yapısının bozulması ve kemik kütlesindeki azalma ile kırık riskinin artması olarak tanımlanıyor. Osteoporotik kırıklar daha çok ileri yaşlarda ve her iki cinste de görülmekle birlikte, menapoz sonrası kadınlarda daha sıklıkla karşımıza çıkıyor. Son yıllarda pek çok ülkede eskisine oranla daha fazla görülmekte olması ortalama yaşam süresinin uzamasına bağlanıyor. Nedeni ne olursa olsun bir hastalık toplumda bukadar yaygınsa, görülme sıklığı her geçen gün artıyorsa bu ilaç endüstrisinin ilgisinin de bu konuya yöneltmesine neden oluyor.

Kemik kütlesi en yüksek yoğunluğuna genç erişkinlik dönemine erişiyor. Orta yaşa gelindiğinde kemik kütlesinde yılda binde 3 – binde 5 oranında azalma başlıyor ve bu yaş ilerledikçe artarak sürüyor. Örneğin menapoz sonrası bir kadında bu azalma yılda yüzde 2-3 oranına çıkıyor. Bir kadının yaşamı boyunca kemik kütlesinin yüzde 35 ila 50 sini kaybettiğini söylemek belki durumu daha çarpıcı olarak ortaya koyacaktır. Bu gerçekler ışığında osteoporozdan korunmanın önemi de, bunun yolları da ortaya çıkıyor. Yani, gençlik çağında kemik kütlesinin mümkün olduğunca fazla olmasını sağlamalı, ileri yaşlarda kaybın az olmasına çalışmalı, osteoporoz geliştiğinde de kırık riskini azaltmaya çalışmalıyız en basit anlatımla.

Osteoporoza neden olan veya oluşumunu hızlandıran yaş dışındaki nedenler ise genetik, çevresel faktörler ve diğer hastalıklar olarak özetlenebilir. Bu genetik faktörler de nereden çıktı karşımıza diyecekler için kısa bir bilgiye daha yer vermek istiyorum. Osteoporoz oluşumunda genetik faktörler ve çevresel etkilerin birlikte rol oynayabildiği multifaktöriyel hastalıklar grubunda kabul edilmektedir. Kişilerin genetik yapılarındaki küçük farklılıklar (polimorfizmler) aynı çevresel faktörlerin bireylerde değişik sonuçlar doğurmasına yol açmaktadır. Bunlar fizyolojik fonksiyonlara etki ederek bireyler arasında hastalıklara karşı değişik yatkınlık düzeyleri oluştururlar. Aynı polimorfik çeşitlilikler bireylerin tedaviye olan tepkilerini de belirlemektedir. İşte etkilediği çeşitli fonksiyonlar nedeniyle osteoporoz oluşumuna yatkınlık oluşturan polimorfizmlerin gözlendiği genler : VDR (vitamin D reseptör geni), COLIA 1 ve COLIA 2 (kollagen tip I), ER (östrojen reseptör geni), TGF beta, IL-6 ve ApoE.

Peki, bize ne yararı olabilir bu bilginin? Bir kere, kemik kütlesi ve mineral yoğunluğunun düzenlenmesinde rol alan genlerin bilinmesi, bunların rol oynadığı fonksiyon bozukluklarının düzeltilmesine yönelik yeni ilaçların geliştirilmesini sağlayacaktır. Kişisel genetik yatkınlığın belirlenmesi, zamanında ve etkin koruyucu tedbirlerin alınabilmesini sağlayacak, son olarak da ilaçlara olan kişisel duyarlılığın bilinmesi en doğru ilaç ve dozla tedaviyi mümkün kılacaktır. “Kim bu genetik analizleri yaptırmalıdır?” sorusunun cevabı ise her zaman olduğu gibi “doktorunuza danışmanız gerekir” olacaktır.

OKSANTE Anasayfa'ya dön >

Oksante A.Ş. Diagnostik ve Klinik Hizmetler Direktörü Dr. Hakkı Kumuşoğlu'nun basında çıkan yazıları:
Hülya Dergisi - De Novo Köşesi
- GÜNEŞİN ZARARLI ETKİLERİYLE YIL BOYU MÜCADELE - Eylül 2008
- AC-11 CİLT YAŞLANMASINA KARŞI - Nisan 2008
- GÜNEŞ IŞINLARI VE YAŞLANMA - Mart 2008
- OKSİDATİF STRES - Şubat 2008
- İNSÜLİN DİRENCİ VE ÜREME SAĞLIĞI - Ocak 2008
- MEDİKAL ESTETİKTE IŞINLAR – Şubat 2007
- MEDİKAL ESTETİKTE GÜVENİLİR ENERJİ KAYNAĞI: RADYO FREKANSI – Ocak 2007
- KRONOBİYOLOJİ – Aralık 2006
- AVRUPA ANTİ – AGİNG KONGRESİ ve MOZART’IN 250. DOĞUM GÜNÜ – Kasım 2006
- REFLÜ : BASİT BİR ŞİKAYET Mİ YOKSA HASTALIK MI? – Ekim 2006
- TEDİRGİN BEKLEYİŞTEN YÖNETİLEBİLİR YAŞAM SÜRECİNE : MENOPOZ – Temmuz 2006
- DÜNYADAN ANTI - AGING TARTIŞMALARI – Mayıs 2006
- DİŞLERİNİZE “ANTI-AGING” – Nisan 2006
- MENOPOZ VE SOYA – Ocak 2006
- TÜRKİYE’NİN İLK Anti – Aging KONGRESİ – Aralık 2005
- KARŞI YAŞLANMA VE UZUN ÖMÜR – Kasım 2005
- SAĞLIKLI YAŞAM VE GENETİK – Ekim 2005
- KORUYUCU HEKİMLİK’TEN KORUYUCU GENETİK’E DEĞİŞEN KAVRAMLAR – Eylül 2005
- YAYGIN GECE RAHATSIZLIĞI : HORLAMA – Mayıs 2005
- OSTEOPOROZ VE GENETİK YATKINLIK – Şubat 2005
- STATİNLERİN ARTAN ÖNEMİ – Eylül 2004
- SAĞLIKLI TATİLLER – Haziran 2004
- KORUYUCU HEKİMLİK VE FARMAKOGENETİK – Mayıs 2004
- GENETİK PROFİLİNİZ VE SİZE ÖZEL İLAÇ TEDAVİSİ – Nisan 2004
- GÜZELLİK VE ESTETİK AMAÇLI UYGULAMALARDA AB STANDARTLARI – Eylül 2003
- KÖK HÜCRELER : UMUDUN YENİ ADRESİ Mİ ? – Haziran 2003
- RAHİM AĞZI KANSERİ VE HPV ENFEKSİYONU : VİRÜSLER HER TAŞIN ALTINDA – Eylül 2002
- KOZMETİK DERMATOLOJİ’DEN ANTI-AGING’E TIPTA YENİ AÇILIMLAR – Ağustos 2002

Hülya Dergisi, Milenyum ve Biyoteknoloji Köşesi
- ÇAĞIN BİLİMİ ÇAĞIN VEBASINA KARŞI – Haziran 2002
- MEME KANSERİ : RİSKİN BİLİNMESİ VE ERKEN TANI – Temmuz 2002
- MEME KANSERİ : GENETİK FAKTÖRLER – Ağustos 2002
- MEME KANSERİ : TEDAVİ VE GENETİK ANALİZLER – Eylül 2002
- TEKRARLAYAN DÜŞÜKLER VE GENETİK FAKTÖRLER – Ekim 2002
- KISIRLIKTA ERKEK FAKTÖRÜ VE GENETİK ANALİZLER – Kasım 2002
- KAN HASTALIKLARI VE GENETİK ANALİZLER – Ocak 2003
- KALP – DAMAR HASTALIKLARI VE GENETİK ANALİZLER – Nisan 2003