9-12 Kasım 2005 tarihleri arasında düzenlenen 1inci Uluslararası Anti-Aging Kongresi, ülkemizde bir ilk olmasının yanısıra 12 farklı branştan hekimleri, diş hekimlerini, beslenme ve diyet uzmanlarını bir araya getirmesiyle de önemli ve sıradışı bir bilimsel etkinlik oldu.
Dünyada bu kavramın öncüsü olan uzmanların, yurtdışında çalışmakta olan Türk hekimlerinin ve ülkemizde bu konuyu gündeme taşıyan ve çalışmalar yapan her disiplinden pek çok profesyonelin katılımı ile geleceğe yatırım niteliğindeki bu kongre ve fuar organizasyonunu başarıyla organize eden Prof. Dr. Erdoğan Ertüngealp, Prof. Dr. Mithat Yılmaztürk ve Dr. Hasan İnsel’i kutluyorum.Bu sayfada bundan önce olduğu gibi bundan sonra da anti-aging konusundaki en yeni gelişme ve haberleri sizlere ulaştırmaya çalışacağım.
Anti-aging tam zamanlı bir kavram. Kişinin tüm yaşam süresini, uyanık yada uykuda tüm gününü, istemli yada farkında olmadan yaptığı veya yapmadığı; yediği, içtiği veya yiyip içmediği her şeyle, kısacası yaşam stili ve alışkanlıklarıyla ilgileniyor. Bir yandan herkesin değiştirmesi gereken kötü alışkanlıklarını engellemeye, daha yararlı davranış biçimlerini kazandırmaya çalışırken; diğer yandan kişiye özel önlemler ve önerileri ortaya çıkarıyor. Günümüzde kişisel tıp dediğimiz bu uygulama tahmin edeceğiniz gibi iyi bir soruşturma, detaylı bir fizik muayene, geniş bir laboratuar incelemesinin ışığında şekilleniyor ve sonrasında kişiye özel destekler ve tedaviler oluşturularak temel hedefe varılmaya çalışılıyor. Yani, hastalanmamak, uzun ve sağlıklı yaşamak. Bunu sağlamak için yalnızca yaşam stilini ideal ölçütlere getirmek yetmiyor tabii ki. Genel yada kişisel metabolizma özelliklerine bağlı olarak veya yaşlılıkla yada hastalıklarla kaybettiğimiz gerekli bazı maddeleri ideal miktar ve düzenleriyle geri almak ve bunu sürdürmek gerekiyor. Son derece karmaşık bir makine düzeninde çalışan vücudumuzun neye ne kadar ihtiyacı olduğunun ve bunun nekadar alınacağının kararını hekimlere bırakmak gerektiği akıldan çıkarılmadan elbette.
Doğal birçok vitamin, mineral, ve besin destekleri günümüzde büyük bir iş kolunun ürünleri olarak ortaya çıkmakta. Bunlar eczane ve hatta süpermarketlerde satışa sunulmuş durumda. Bu durum bizde de dünyanın diğer gelişmiş ülkelerinden farklı değil. 65 yıl önce ABD’de bu trendi farketmiş olan GNC firması, 2000 yılından itibaren dünyaya açılmış, günümüzde 45 ülkede ve tabii ülkemizde de 30 farklı noktada satış yapmakta. Ürünlerini yalnızca kendi mağazalarında sunan ve bu haliyle farklı bir konumda olan GNC ve diğer üreticiler hem bu alandaki gelişimi en yakından takip etmek hem de konu kişiye özel tıp olduğuna göre, farklı ihtiyaçları olan kişilerin ihtiyaçlarını bir araya toplayacak formüller geliştirmek çabasındalar. Bu formüller hem kullanım kolaylığı sağlamak, hem de tedavinin maliyetini düşürmek açısından önemli. Örneğin, bir çok üretici tarafından pek çoğunuzun aşina olduğu, anti oksidan etkili vitamin, mineral ve besin destekleri birarada tek bir kapsul içerisinde sunulmakta olması iyi bir seçenek oluşturmaktayken; yine bir anti oksidan olan ve özellikle Tip II diyabetin oluşturduğu sinir tahribatının tedavisinde kullanılan Alfa Lipoik Asid’in, GNC tarafından diğer antioksidanlarla birlikte yer aldığı ayrı bir formül olarak ta sunulmakta olması hekimler için bazı durumlarda daha iyi bir seçenek oluşturabilecektir.
Unutulmaması gereken, neye ne kadar ihtiyaç duyulduğunun kişiden kişiye değişmekte olduğu ve bazı maddelerin aşırı dozlarının toksik olabildiğidir. İşte önleyici tıp, anti aging tıbbı, koruyucu genetik, nutri genetik, nutri genomik, farmakogenetik gibi yeni kavramlar kişiye özel uygulamaların sağlanabilmesi için ortaya çıkan yeni bilim kollarıdır.